K O N A K L A M A

MEHVEŞ HANIM KONAĞI

Ana Sayfa
Konumu
Tarihçesi
Bugünü
Konaklama
Rezervasyon
Görüşler
Belgeler
Fotoğraflar
Site Haritası
İletişim / e-mesaj

Türkçe

Konak Fotoğrafları

Dış Görünüm

İç Mekanlar

Odalar

Ayrıntılar

Bahçe

Restorasyon

Hava Durumu

 

 

 

GİRİŞ

Çocukluğunda yaşadığı evi, saklambaç oynarken gizlendiği kileri, bindiği bisikleti, arkadaşları ile gezdiği sokakları, ekmek aldığı fırını, yumurta topladığı samanlığı, sıcak günlerde içerisinde yüzdüğü dereyi, komşusunun artık bahçenin bir köşesinde anı olarak saklanan at arabasını uzun yıllar sonra yeniden görüp de heyecan duymayanımız var mıdır?

Orta yaşına kadar yöresinin yemeklerine ve folkloruna ilgi duymayan insanlar, bu yaştan sonra yöresel yemeklere ve folklora neden düşkünlük göstermektedirler? Acaba büyük kentlerde yöresel mutfaklardaki hızlı artış gerçek olmayıp yalnızca bir sanı mıdır ve ellisinden sonra yöresinin halk oyunlarını öğrenmeye çalışanlar yalnızca bizlerin çevresindeki birkaç kişiden mi ibarettir?

Şimdilerde, yaşadığı yerlerden yüzlerce kilometre uzaktaki çocukluk mekanlarına geleneksel turlar düzenleyen ülkemiz insanları; geçmişe ilişkin yaşam izlerini görmek üzere ülkeler ve kıtalar arasında turlar düzenleyen dünyamız insanları acaba ne aramaktadırlar? Yoksa insanlarla, geçmişlerine yönelik esrarengiz bir ilgileri bulunan somon balıkları arasında bir benzerlik mi vardır?

Sonsuza dek arttırılabilecek olan bu sorulardan bir sonuç çıkarmak mümkündür: Kabul edilmelidir ki geçmişe özlem, hemen hemen her insanda varolan ortak bir özelliktir.

Geçmişe özlem, insanın kendi bireysel geçmişi ile sınırlı değildir. İnsanlar, tüm insanlığın ortak geçmişine de büyük ilgi duymaktadırlar. Bu sayede yüksek yaşam düzeyine sahip ülkelerin insanları, geri kalmış olsalar bile, insanlığa ait değerler taşıyan ülkelere ve yörelere yoğun turistik geziler yapmaktadırlar.

Günümüz dünyasında, insanların geçmişe özlem duygularından kaynaklanan etkinliklerde büyük artış yaşanmakta, bu amaçla büyük harcamalar yapılmaktadır. Özellikle yüksek kültür ve gelir düzeyindeki insanlar bu alana daha fazla ilgi göstermektedirler. Çünkü onlar, yeniyi yapmanın ve elde etmenin olanaklı olduğunu ancak eskiyi kaybettikten sonra tekrar geri getirmenin mümkün olmadığını çok iyi bilmektedirler.

İşte Safranbolu; geçmişe, kendi geçmişine, insanlığın geçmişine ilgi ve özlem duyanların gözdesi bir kent. Ülkemizde ve dünyada, günümüz öncesi insan yerleşimlerinin çevresel dokusu içinde, bütüncül olarak korunabilmiş en üstün örneklerinden biri.

Binlerce yıllık tarihi ve kültürel birikimin ve Osmanlı İmparatorluğunun en güçlü dönemlerinde elde edilen ekonomik zenginliğin ürünü olarak ortaya çıkan yerleşim, halen yüzyıllar öncesinin tüm fiziksel ve kültürel özelliklerini bünyesinde barındırmaktadır. Bugünkü haliyle Safranbolu, geleneksel Türk toplum yaşantısını ve onun kültürel ürünlerini özgün çevresi içinde dünya insanına sunan nadide bir kenttir.

Ülkemizin çeşitli yörelerinde, geleneksel Türk toplum yaşantısını, yerleşim kültürünü, dinsel, anıtsal yapı kültürünü, ev kültürünü yansıtan birçok yerler ve eserler bulunmaktadır. Dahası, bunlardan bazıları, alanlarında birer şaheserdir ve Safranbolu’daki benzerlerinden daha üstün nitelikler taşımaktadır. Ancak, bu yerlerin hiçbiri Safranbolu kadar mekansal bütünlük arz etmemekte, bu eserlerin hiçbirisi Safranbolu’dakiler gibi bütüncül bir mekanda sunulma şansına sahip bulunmamaktadır.

Safranbolu’yu değerli kılan ve taçlandıran iki özellikten birincisi, geçmişi özgün biçimi ile yaşatmakta ve yansıtmakta olması, ikincisi ise bunu çevresel dokuyu bozmadan başarmış olmasıdır. Bu iki üstün özellik aynı zamanda, korumacılığa gönül ve emek verenler için yol gösterici iki temel ipucudur.

Safranbolu ilk ününü geleneksel Türk evleri ile kazanmış, daha sonra kent ölçeğinde korumacılıktaki örnek uygulamalarıyla, tarihi boyutuyla ve doğal güzellikleri ile kültür turizminin ülkemizdeki öncülerinden biri olmuştur.

Bugün Safranbolu’da koruma altında bulunan eser sayısı, tüm Türkiye’de koruma altına alınmış eser toplamının önemli bir oranını oluşturmaktadır. İki ayrı sit bölgesinde ve özgün halleriyle korunmakta olan bu eserler Safranbolu’yu bir “açık hava müzesi”, bir “müzekent” haline getirmiş, yerleşimin “Korumanın Başkenti” unvanını kazanmasını ve 1994 yılının sonunda UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesine alınmasını sağlamıştır.

Dile getirilmeye çalışıldığı üzere kent ölçeğinde bir kültür hazinesi olan Safranbolu, bu yayında temel özellikleri ile ve görsel ağırlıklı olarak anlatılmaya çalışılmıştır.

SAFRANBOLU

Ana Sayfa
Safranbolu Hakkında
Önsöz
Giriş
Konumu
Tarihi
Korumacılık
Kültürel Değerler
Safranbolu Evleri
Geleneksel Yaşam
Yörük Köyü
Çevre
Turizm Olanakları
Kaynakça
Yöresel Müzikler
Fotoğraflar

Safranbolu Fotoğrafları

Şehir

İlgi Noktaları

Ayrıntılar

Çevre

ANKET

Site Hakkında

Yeterlidir
Geliştirilmelidir
Değiştirilmelidir


Anket Sonuçları Ve Diger Anketler

 

İstatistikler

Aktif Ziyaretçi 3
Bugün Tekil 73
Bugün Çoğul 126
Toplam Tekil 289511
Toplam Çoğul 658767
  



 

 

FOTOĞRAFLAR / PHOTOGRAPHS BY: Muammer AKSOY & Merve Gülenay AKSOY

 

Her hakkı saklıdır. Fotoğraf ve metinleri kaynak göstermeden kullanmayınız. 2006 : © Mehveshanimkonagi.com.tr
 All rights reserved. Do not use the photographs and texts without making referance to the source.
Safranbolu Mehveş Hanım Konağı

 Created By Burhan AKYÜZ